Yorulan  bedenin  ve dimağın  bu yaşlarda  rahat ve huzurlu yaşamak  hakkı olduğunu , ancak ; erkil aile yapısını bozan  yaşam şartlarını  dikkate aldığımızda , büyük şehirlerde çalışma , geçinme  şartlarının zor oluşu , şehir sitresinin  insanların sağlıkları üzerindeki  eksi tesirleri , evli insanların  çalışma zorunluluğu  ve yaşlılık hastalıklarının  ortaya çıkması sonucu  yaşlıların beslenme  ve sağlık kontrollerinin  takibini  zorlaştırdığı , ev dışındaki sosyal hayattan  bağlarının  koptuğu  yaşıtları ile diyalog imkanlarının  olmadığı  gerçeğini  ortaya koymuştur.
Bu konu ile ilgili olarak  daha detaylı bilgi vermek  gerekirse ; yaşlı insanların  metebolizmaları  daha sağlıklı  ve hafif yemekleri  günde en az  altı defa almaları  gerektiği halde  evde bu imkanları bulmaları çok zordur.Yaşlılıkta artan tansyon , şeker , kalp rahatsızlıkları  gibi sürekli takibi gereken  hastalıkların  evde takiplerinin  zaman ve maliyet açısından  ne kadar zor olduğunu  hepimiz çok iyi bilmekteyiz.
Aktif hayattan pasif hayata geçen  yaşlıların  pisikolojik durumlarının  sıkı takibi gerekmekte  yukarıda ifade edilen  diğer şartlar neticesinde  buda evde pek mümkün olmamaktadır.Doktor takibi ise  yine evde  maliyeti zor olmaktadır.Vücut ve  genel temizliklerinin  muntazaman yapılmaları  yine diğerleri gibi  zor şartlar altında  yapılmaktadır.
Bütün bu sıkıntıların  5 yıldızlı otel konforunda  hizmet veren , şehir  merkezinde , yeşillikler içerisinde , boğaza nazır bir köşkün  dizayn edilmesi , tüm teknik imkanların  bulunduğu  ve kadrosunda  Sosyal Hizmetler Uzmanı , Dahiliye Uzmanı , Nörolog , Uzman  Psikolog , Hemşire /Sağlık Memuru , Aşçı , Yaşlı  Bakıcıları , temizlik elemanları  v.b. personelin  sevgi ve  saygı esasına  göre  davrandığı  bir huzurevinde  çok rahatlıkla çözüldüğü  kanaatindeyim.
Huzurevi  hizmetinin  geçmişini incelediğimizde  devlet ve özel huzurevlerinde  meydana gelmiş olan  bir kaç münferit olayın  medyaya yansıdığını  görmekteyiz.Medyaya yansıyan bu münferit olaylar , medya tarafından  reyting malzemesi olarak kullanıldığından  toplumda huzurevi ve huzur evi hizmetine  karşı olumsuz bir bakış açısı oluşmuştur.Bu olaylardan dolayı  toplumumuz  huzurevlerini  yaşlıların  terk edildiği , itilip kalkıldığı , kötü muamelenin yapıldığı  yerler olarak görmeye başlamıştır.Yaşlı yakınları  bu toplum pisikolojisi ile  yanlış bir şekilde düşünmeye  terk edilmiş  ve huzurevlerinden  korkar bir hale getirilmiştir.
Günümüzde devletin kurumları  modern tesisler haline getirilmiş , özellikle  özel sektörün  bu alana girmesi ile  tamamen  şeffaf  ve konforlu  hizmet veren  yerler olarak  toplum hayatına  huzurevi  huzurevi girmiş  ve birbirleriyle  rekabet eder hale gelmişlerdir.
Devletin geçmiş yıllardaki  huzurevlerine  bakış açısı  her ne kadar  değişmiş isede  mevzuat ve altyapı olarak  bu konuda  hala çok yetersiz olduğunu  özellikle ticari bir kuruluş olan  özel huzurevlerinin  aynı zamanda  birer sosyal kuruluşlar  olduklarının  algılanmadığı , bu eksikliğin  bir an önce telafi edilip olaya bu boyutta  bakmak gerektiği kanaatindeyiz.
Bu anlayışın değişmesi  huzur evi sektörüne  ne fayda getirecektir sorusuna  cevabımız ise şu olur.Bugün tamamamen  bir fabrika gibi  elektriği , suyu , gazı işyeri tarifesinden  ödenen , ssk ve vergilerden de aynı gözle bakılan , KDV oranı %18 olarak  uygulanan bir işyerinde maliyetlerimiz  yükseltmekte , zaten düşük olan emekli maaşları nedeniyle , emeklilerin  bu hizmetlerden  faydalanmalarını  engellemektedir.
AB sevdasının  alıp yürüdüğü  ülkemizde  gelişmiş Avrupa ülkelerine  baktığımızda ise  şartların çok daha farklı olduğu , emekli  maaşlarının genelde  huzur evleri maaşlarının genelde  huzurevlerini karşıladığı , karşılamama durumunda  ise eksik kalan  kısmının  devletin bütçesinden  finanse edildiği görülmektedir.Bu durum ise tabiki  yaşam süresini  uzatmaktadır.
Ama bunun yanında  Huzurevleri ile  ilgili  mevzuatı düzenlemek  üzere  eksikleri olsada 1997 yılında  bir yönetmelik  hazırlanmış  ve bu yönetmelik yürürlüğe girmiştir.Bu yönetmelikle  huzurevinin  yer seçimi , dizaynı , teftişi, personelin seçimi ve istihdamı  ilgili konulara  açıklık getirilmiştir.
İstanbul ' un  yapılaşması ile ilgili problemlerden dolayı  şehir merkezlerinde  aranan vasıflarda  yer bulma problemi  yaşanmaktadır.Bunun sonucunda da  beton bloglar arasında  birçok huzur evi  uygunsuzca faaliyette bulunmaktadır .
Yukarıda  verilen  açıklamalarda izah edilmeye çalışılan  sebeplerden  dolayı  bugün itibariyle  artık  kültür düzeyi  yüksek  insanlarda  huzurevi  ile ilgili  o yanlış kanaatler  yok olmaya başlamış  ve toplumumuzda  huzurevlerine  talep artmıştır.Bu artış  özellikle 65 yaş altında daha yoğun  bir şekilde  görülmektedir.
Toplumumuzda  huzurevinin  altarnatif olarak görünen  evde bakım  hizmeti ile huzurevi  hizmetinin  mukayese edilmesi  gerektiği kanaatindeyim.
Yaşlılar  genel itibariyle  geçmişe bağımlı yaşamak  istediklerinden  ve kendi özel eşyaları  onlar için çok değerli olduğundan  dolayı  yeni yerlere  adaptasyon sıkıntısı çekmektedirler.Evde bakım hizmeti  bu nedenlerden dolayı  bir avantaj olarak  görülmektedir.Bu nedenle  evde bakımda  bu sıcaklık  onlar için  bir avantaj olarak görülmektedir.Bu tespiti yapabilen huzurevi  işletmecileri  huzurevlerini bu doğrultuda  tefriş edilmekte oda renklerini  ve mobilya renklerini  farklı seçmekteler.
Evde bakımın avantajlarından bahsederken dezavantajlarını da  ifade etmekte  fayda görmekteyim.Bunu şöyle izah edelim  yaşlılarımızın  yaşlılık hastalığı varsa  ve evinde sürekli onunla ilgilenecek  bir yakını yoksa  o yaşlının  metebolizmasına  uygun yemeklerin  yapılıp en az günde  6 defa yedirilmesi , vücu ve  genel temizliklerinin  muntazaman yapılması  sürekli doktor kontrolünde  takip edilmesi , psikolojik desteğin sağlanması , her zaman  ve hem de organizasyon olarak  oldukça zor olup , maliyet olarak ta  huzurevi maliyetinin  çok çok üstündedir.Ayrıca akranları ile yaşamanın vermiş olduğu  hazdan mahrum kalarak  sosyal ve kültürel aktivitelere katılmamaktadırlar.
Huzurevlerinin  fiziki ve teknik şartlarından bahsettik .Ancak unutulmaması gereken  ve bence  en önemli  faktörlerden  biriside  mekanların  sevgi ve  saygı ile  doldurulması olayıdır.Mekanlar altından yapılmış olsada  ve dünya da  mevcut son teknoloji  ile doldurulmuş olsa dahi yaşlılar  yaşlılar yaşadıkları  yeri  bir aile ortamı olarak  görmezlerse  o mekanın o insanlara  verebileceği çok şeyin  olmadığı inancındayım.Bunun için  bu tür işletmelerde  işetmeci ve çalışan  personel ile ilgili olarak  özellikle piskolojik yapının  çok ciddi bir şekilde incelenmesi ve irdelenmesi gerektiği  kanaatindeyim.
Biz toplum olarak pek fazla alışık olmadığımız  huzurevi ile bakımevi hizmetini  birbirinden ayırmakta sıkıntı yaşıyoruz.Huzurevinde  kalma  şartları ile ilgili  yönetmelikle ifade edilen 55 yaşından yukarı , bulaşıcı hastalığı ve madde bağımlısı olmayan , kendi ihtiyaçlarını kendisi görebilen  yaşlıların kalabileceği  yerler olarak tarif edilmekte , bakımevlerinde ise  kendi ihtiyaçlarını  kendisi göremeyen  yaşlıların  kalacağı yerler olarak tarif edilmektedir.
Bilinçli bir toplum olmayışımızın ve son dakikaya kadar  sağlığımızın  ve diğer değerli mevcutlarımızın değerini bilmediğimiz için olaya farklı bir bakış açısı ile bakmakta bakımevi yaşlılarımızı huzurevimize yatırmaya kalkmaktayız.
Komşularımız , akrabalarımız bize ne der düşüncesiyle sağlığında yaşlılarımızı bu tur hizmetlerden mahrum eden düşünce yapısı nedeniyle işletmeciler ve huzurevleri sıkıntı yaşamaktadır.
Devletin huzurevi sistemini teşvik etmediği  ve desteklemediği müddetçe gelişmiş ülkelerde görülmeyen ama bizim ülkemizde izve köşelerinde ölüme terk edilmiş , her bir parkta bankalarda yatan,kışın soğuklarda sokaklarda donan,insanları insanlığından utandıracak manzaralarla daha sık karşılaşacağımızın bilinmesini ve bu sorunun  altını çizmek gerektiğine inanıyorum.
Tüm yaşlılarımızın ellerinden öpüyor,sağlıklı mutlu nice yıllar diliyorum
Saygılarımla...